Sunay Akın Sözleri


Sayfa içeriği: Sunay Akın Kısa sözler, Sunay Akın Etkileyici Sözler, Sunay Akın Uzun Sözler, Sunay Akın Güzel Sözler, Sunay Akın Yazılar, Sunay Akın Sözler Tumblr, Sunay Akın Sözler Facebook, Sunay Akın sözleri anlamlı, Sunay Akın Sözler Yeni, Sunay Akın Özlü Sözler

Sozadresicom
Sozadresicom

Ne yani, papatyada bir yaprak daha olsaydı beni sevecek miydin?


Laf ebeliği yapma sevgili, Çünkü ebe de sensin sobe de.


Senin küle çevirdiğin kalbe, bir başkası üfleyip yeniden hayat verir.


Halt etmiş Türkçe öğretmenleri; En uzun fiil beklemek’tir çünkü.


İki rayı gibiyiz bir tren yolunun, yakın olması neyi değiştirir son istasyonun.


Bazen dünyanın en zor mesleğidir: Kendi duygularına tercüman olmak.


Çay bardağında bırakılan dudak payı kadar bile uzak kalamam gözlerine.


Bir gün diyorum. Bir gün gelecek ve uyanınca ilk aklıma gelen sen olmayacaksın.


Artık ne sıradaki parça sen ol, ne de bana gel; Bence sen biraz dürüst ol ve önce kendine gel.


İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz; Ben seni, sen kendini.


Elinden geleni yaptıktan sonra, sıra ayağından geleni yapmakta: Gitmek gibi mesela.


Doktora gittim geçende, kalbimde sen varmışsın. Ve bu arada röntgende çok tatlı çıkmışsın.


Sağır ve dilsiz ki okşarken sevgilisinin tenini elleriyle hem sevişir hem konuşur.


Ne zaman sıkıca tutsam aşkı yüreğimle, annem dürter usulca hadi uyan diye.


Kim bilir, belki yaralarımızı üflerken öğrendik, ıslık çalmasını.


Ne garip şey şu mutluluk! Gitti mi gider, çağırsan gelmez, gelse de kalmaz, kalsa bile yetmez.


Nasıl sevmezsin eşitliği, yürürken düşen çoraplarını aynı hizaya getirmek için annen değil miydi önünde diz çöken.


Oyuncak ve insan kalbi çok benzer birbirine. Bazen tamiri olmaz ikisinin de. sozadresi.com


Dün bir şarkı çıktı radyoda, yarısına ben eşlik ettim yarısına gözlerim. Söylemek çok acıtıyor ama “ben seni çok özledim.”


Eğer inceldiği yerden kopmasına izin vermezsen, gün gelir en sağlam yerinden kopar. Canın yanar, canını yakar.


Göğsünde şakırdayan madalyalarıyla peşinde koştuğu dünyanın en aptal kuşunu bile zor yakalar generalim.


Hayat işte. Uykun gelsin diye hayaline giren koyunları, uykun kaçsın diye hayatına giren öküzleri sayarsın.


Herkes bir üçgenin iç açıları toplamını bilir de, kimse bir insanın iç acıları toplamını bilmez…


İki pencere açık kalınca cereyan, iki yürek açık olunca aşk olur; ama sonuç değişmez: İkisinin de sonunda “üşütürsün”.


90 – 60 – 90 ‘ı herkes bilir. Elbette ki vücut ölçüleri. Ama birde 200 – 70 – 60 var. Unutmayın bu da tabut ölçüleri.


Aşk; bir bakıma sobaya dokunmak gibidir. Bir defa yanarsın, izi kalır. Sonra bir daha dokunmazsın sadece yanına yaklaşırsın.


Bazen unutmak gerekiyormuş, unutulma pahasına. Çünkü zaman değilmiş gideni geri getiren, aslında zamanmış var olanı götüren.


Beni senin gibi bir de annem terketmişti ki göbeğimde durur onun yokluğundan bana kalan çukur.


Büyüdüm artık… Anladım ki, masallardaki kadar masum değilmiş hiç kimse. Sevmek acıtıyor, gitmek alışkanlık olmuş ilişkilerde!


Biliyorum yarınlarım dünden farksız. Hayat mı bana küstü, ben mi ona küstüm hatırlamıyorum ama, şu aralar fena dargınız.


Belki aradığını bulamamış olabilirsin bende; ama unutma ki, bende bulduğunu bulamayacaksın hiç kimsede.


Aramıyorum. Ne bebeklik, ne çocukluk günlerimi , neden arayayım? O günlerde sen yoktun ki.


İki çocuk rahatlıkla oturduğumuz kapının eşiğine, kendi başıma zor sığıyorum bugün. Büyüdükçe insan yalnız mı kalıyor ne?


Her gece yatmadan okuduğum bir kitap olmanı isterdim. Kırardım, ışıkları söndürmeden, yarım kalan sayfanın ucunu ki sen buna: “Tenim kırışıyor, yaşlanıyorum” derdin.


Elden düşme sevdalar değil istediğim. Yüreğinin sahibi olmalıyım ya da hiçbir şeyin. Yüreğinin sahibi değilsem önemi yok bir şeyin.


Dünya böylesine güzel olurmuydu yine, diplomasını çerçeveleyip para kazanma derdine düşseydi Dr. Che, yüreğini dağlara asmak yerine. sozadresi.com


Özlemin tarifi yok, kim ne demişse sebebi çaresizlik. Yanımdayken bile sana doyamazken, nasıl anlatılır ki sensizlik!


Ne kadar gidişine ses etmesem de bir başkasının senin içini ısıtacağını bilmek; Benim hep içimi üşütücek.


Kimse bilsin istemiyorum kalbimin kırıldığını. İşte bu yüzden herkesden gizlerim; yüzüm gülerken içimin ağladığını.


Sen bana mı soruyorsun yalnızlığı sever misin diye? Ben ki; çayı bile iki şekerle içerim, birlikte erisinler diye.


Eğer aşk nasıl biteceği bilinmeyen yarım yamalak bir cümleyse hayatında; Uzatmaya gerek yok, noktayı koyup bitirmeli aslında.


Dudaklarında gözüm yoktu oysa… Kalbini istemiştim bi tek. Tek hayalimdi; iki kaşın ortasına öpücük kondurup helalimsin demek.


Hep denir ya “ben arkandayım, sırtın yere gelmez” diye… Ben almayayım, yüzüm yere geleceğine, sırtım yere gelsin.


Aşk sakızdan çıkan sözler kadar basit olmaya devam ettikçe, insanlarda onu çiğneyip tükürmeye devam edecekler.


Bir bavul dolusu cümle var defterimde… Yara bandı tutmayacak kadar derin tümcelerim sen yollarına 29 harfle acı döşeyen birine “yara” değil de “yar” diyebilir misin?


Çocuk değilim artık, büyüdüm. Biraz yorgun, biraz kırgınım yine de. Yeter artık! Giden yolunu, kalan yerini bilsin sadece.


Ben yaşadıklarımın hiçbirini unutmam, evet yeri gelir susarım; Ama bir gün öyle bir giderim ki, kaybedeceğim hiçbir şey olmaz!


Bazen başını alıp gidebilecek kadar cesur; Ve bazen kalıp herşeye göz yumacak kadar yürekli olabilmeli insan.


“Giydikçe açılır” diyen tezgahtar “uzadıkça şekil alır” diyen kuaför ve “zamanla unutursun” diyen arkadaş; Bunların hepsi aynı örgüte üye.


Bunca kalp kırıklıklarına rağmen küçüklüğümde yaptığım gibi rüzgarı arkama alıp bağırmak istiyorum hayata: Acımadı ki!


Hani bir kelebek yakalarsın, bakmak  istersin… Ama elini açsan kaçacak, sımsıkı tutsan ölecek. İşte böyle bir şey seni sevmek.


Ortak yönümüz çoktu bizim. Birbirimiz için yaratılmıştık sanki. Aynıydı düşüncelerimiz: Ben seni düşünürdüm, sen kendini.


Gelir gibi yapıp köşeden “U” dönüşü yapıyor mutluluk. Bir türlü mutlu olamadık bizde, ama hala umutluyuz.


Bazen susmak gerekiyormuş, bazen bomboş bakmak gerekiyormuş hayatın yalanlarına. Anlamaya çalışmak saçmalık! Anlamadan yaşamak gerekiyormuş. Ama bazen unutmak gerekiyormuş, unutulma pahasına. Zaman değilmiş gideni getiren, aslında zamanmış var olanı götüren.


 

Sizinde Aklınızda Güzel Sözler Varsa Yoruma Yazıp Diğer Kullanıcılarımızla paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir