Serkan Özel Sözleri


Sayfa İçeriği: Serkan Özel Kısa sözler, Serkan Özel Etkileyici Sözler, Serkan Özel Uzun Sözler, Serkan Özel Güzel Sözler, Serkan Özel Yazılar, Serkan Özel Sözler Tumblr, Serkan Özel Sözler Facebook, Serkan Özel sözleri anlamlı, Serkan Özel Sözler Yeni, Serkan Özel Özlü Sözler


Demem o ki şiirin en güzeli gözlerinden okunuyor…


İnsan hiç, bir yalanı özler mi? Ben, özlüyorum işte gözlerini.


O; sona doğru yaşardı hayatı, bense ona doğru…


Şimdi hatırına gelmek ve geldiğimde sende nasıl olduğumu bilmek istiyorum.


Kalabalık bir insanım şimdi, tek başıma.


Yüreğinin sesini bu kadar kısarsan gözlerimi duyamazsın.


Her omuz, başını yaslayacağın kadar yüksekte değildir.


Bazı insanlar, düştüklerinde tekrar ayağa kalkabilmek için yalnız yaşarlar.


Belki de bir fotoğrafçının dediği gibidir hayat; gülümse.


İki taraftan biri mutlaka aşık olmalı ki acı yalnız kalmasın.


Aşk bu gözün bir kere onu gördü mü görmen gerekenleri de görmezden geliyorsun.


Özlemek, ölüme sıra sıra giden insanların arasında sıraya kaynamak gibidir.


Ellerimi ovuşunu çok severdim. Ama ellerin oluşunu hiç sevmedim…


Neden giden sen olurken, hoşça kalan yine sen oluyordun?


Sana özel bir durum değil, ben adam olmayan herkesi unutuyorum…


Ne zaman gözlerin gelse aklıma, gözlerimden yaş gelir aşkın hatırına.


Üzülme prenses belki de mutluluk seni hak edecek kadar güzel olmadığı içindir bu acılar.


Sevmeyenim! Öyle zor ki yaşanmış anıların üzerini bir ömürle kapatmaya çalışmak.


Sen sandın ki aşk; yanağımdaki damlalar oysa yüreğimde göremediğin ne okyanuslar var.


Sarılmak istediklerim şimdi kocaman bir boşluk.


Seni uzaksın diye değil, kalbime yakınsın diye özlüyorum.


Rüzgarı ardına alıp yalanlara yürümek kolay, önemli olan, fırtınanın yüzüne vurduğu gerçeklerde gözünü açabilmektir.


Yüzümü nereye dönsem yokluğun geçiyor gözlerimin önünden. Sırtımı nereye dayasam yokluğun.


Gözlerimi hiç dinlendiremedim, seni unutmaya çalışmaktan. Yüzümdeki gülümsemeler silindi, gözlerimdeki yaşlardan. Tükendim, tükendikçe bir seni bitiremedim.


Ardına bakmadan, ardında neleri bıraktığını fark edemeden, ardında kalanı hiç düşünmeden gitmeyi tercih etti.


Çünkü sevilmeyecek birini, hiç sevmeyi bilmeyen birini çok seviyordum.


Söylesene; beni kaybedecek kadar kimi, neyi kazanmak için gidiyordun?


“Gözlerine bakmadan uyuyamam.” diyordun. Şimdi kimlerin gözlerinde uyanıyorsun?


Bana acı olduktan sonra, benden sonra kazandığın mutluluklar senin vicdanına nasıl pansuman olabilir ki?


Doğrun buydu, gitmen gerekiyordu. Çünkü sevmeyenin gitmekten başka çaresi yoktu. Benim kalmam gerekiyordu, doğrum buydu. Çünkü sevenin kalmaktan başka çaresi yoktu.


Dünya böyledir işte, en iyi ihtimalle yalnız kalmayı, en kötü ihtimalle ise hayatı yalnız bırakmayı öğretir.


Sen başkaları ile mutluluğu paylaşarak yaşamayı göze alırken her sabah yeni günün katili gözlerimdeki sensizlik oluyor.


Ölümün tarifidir; yalancı bir aşk, doğrucu bir gidiş ve sahici bir yalnızlık.


Madem o hayalleri benim üzerime yıkacaktın da, neden senin üzerine kurdurdun?


Dinlediğim hiçbir şarkıda adın geçmiyor. Ama ben, “sen” diye eşlik ediyorum tüm sözlerine.


Şimdi sen söyle sevmeyenim. Sonsuza kadar seveceğine inandırıp da, inananın sonu olup hiç sevmemiş gibi gitmek için ne yapmak lazım.


Senin için zor değildi her şeyden vazgeçip gitmek oysa benim için de kolay değildi, her şeyden vazgeçip de gideni sevmek.


Çünkü biliyorum ki özünü koruyamayan insanlar ancak bir hikayede söz konusu olurlar.


Zordur çünkü gözlerinin rengini yaşlarla unutmak. Bunu giden bilmez, kalan bilir ancak. Sahi, kaç kuruş eder ki bir aşkta hiç olmak? Kaç mutluluk tablosu eskitmek gerekir siyah olduğunu unutmaya çalışmak? Ya da kaç dua gerektirir kederi kaderden saymak?


Severken sevilmediğimi bilmekten, bilip de sevmeye devam etmekten, yoruldum.


Peki ya senin, beni hatırlatacak bir şey çıkmıyor mu senin karşına? Ki ben ardından öyle çok yarım kalmışken, yarım kalan hiç mi gelmiyor aklına? Gelmiyorum değil mi?


Aşk katil ve suçlunun ayrı kişiler olması demektir. O, katildir; çünkü kendinde seni öldürmüştür. Sense suçlusundur. Onu kendinden bile çok sevmişsindir.


Mesela bir insan her şeyim dediği bir insanın hayatına, kendini bir hiçmiş gibi sığdırabiliyormuş.


Keşke şimdi yanımda olsaydın. Dar sokaklara tüm dünyayı sığdırırdık, el ele yürüyerek. Anıları biraz daha eskitirdik, her yeni güne her şeye rağmen hala beraberiz diyerek.


Özlemek: Her gece gözyaşlarının işlediği cinayet ile, buna yüreğinin verdiği nefsi müdafaa cevapları arasında kalınan yalnızlığın adıdır.


Ve sen kendi hikayende kaldığın yeri unutmamak için ayraç olarak gözyaşlarımı kullandın.


Gökyüzüm sende kaldı. Sen başkalarına yağdıkça ben üşüdüm. Ben üşüdükçe, sen başkalarına doğdun.


Rabb’im ayrılığı vermişse, elbette kavuşmak da var. Yaradan’dan önce hayırlısını dile, hayırsız ise kavuşmak neye yarar?


Anlayamadım. Nasıl bu kadar çok sevdiğimi anladım da, nasıl bu kadar çok seviyorum derken gittiğini anlayamadım.


Zaman da unutturmuyor seni hatırlatırken kendini unutturduğu kadar.


Mesele, bir kadın için adam olmak değil; mesele, tüm kadınlara karşı adam olup, bir kadına ait kalabilmektir.


Bir insanı sevmek evin ortasında ateş yakmaya benzer. Tıpkı bedeninde yüreğini tutuşturmak gibi. Eğer yürekli ise gelir söndürür, şayet yüreksiz ise seni bile içeride unutur.


Oysa bu hayat sınavında aşk sorusunun cevabı bendim. Boş bıraktın ve benden geçemeden bende kaldın.


Anladık zaman durmuyorsun, durmuyorsun da neden hep geçerken O’na uğruyorsun? Önce aklıma söz verdim. Dedi: “Vazgeç bu sevdadan vazgeç.” O sırada gözlerim lafımı yaşla kesti. Dedi: “Çok geç, çok geç.”


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir