Romeo ve Juliet sözleri-Replikleri


Sayfa İçeriği: Romeo ve Juliet Kısa sözler, Romeo ve Juliet Etkileyici Sözler, Romeo ve Juliet Uzun Sözler, Romeo ve Juliet Güzel Sözler, Romeo ve Juliet Yazılar, Romeo ve Juliet Sözler Tumblr, Romeo ve Juliet Sözler Facebook, Romeo ve Juliet sözleri anlamlı, Romeo ve Juliet Sözler Yeni, Romeo ve Juliet Özlü Sözler


Yarayla alay eder, yaralanmamış olan.


Azalır mı! Erkekle çoğalır kadın.


Ne doğar nefretten ama çoktur sevgiden doğan.


En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, Onun için ölçülü sevmeli.


Gidişine inandıramayışım mı kendimi, ya da gelişini hatırlamam mı her defasında?


Geç ölmektense senin sevginden yoksun Yaşamıma son versin kinleri daha iyi.


Ah Romeo, sevgilin açsa da günebakan gibi yeseydin sen de yemişini!


Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları, Durduramaz sevgiyi taş sınırlar.


Dans hafif ayakkabı ister. Benim ruhum kurşun gibi ağır.


Hayır, daha çok tehlike saklıdır senin gözlerinde Onların yirmi kılıcından! Tatlı bak yeter;Korur beni onların düşmanlığına karşı.


Ey doğru sözlü eczacı! Gerçekten çabuk etkiliyor ilaçların. İşte ölüyorum, bir öpücükle…


Ey gözler, son kez bakın! Ey kollar son kez kucaklayın! Ve siz, ey dudaklar, nefes kapıları, hakka uygun bir öpüşle mühürleyin aç gözlülümle yaptığım bu süresiz anlaşmayı!


Hiç yemin etme. İlle de edeceksen, O tanrı bilip tapındığım, sevimli varlığın üstüne yemin et.


Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar. Ölüm olur zaferleri, Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.


Asaletim sadece aşkının tapınağına girdiğimde olacak içimde. Bir gün yıkılırsa bedenin başka ülkelerin çamurlu evlerinde: Bil ki bütün denizleri ayaklarına dökeceğim.


Ölüm mü aşık oldu sana; inanayım mı onun bu karanlıkta Sevgilisi olasın diye seni sakladığını?


Sürgün başka adıdır ölümün. Ölüme “sürgün” demek, Altın baltayla başımı kesmek, sonra öldüren vuruşa gülümsemek.


Alıyorum öyleyse sözünü dinleyerek.”Sevgilim” de ki, vaftiz olayım yeniden;Romeo değilim bundan böyle ben.


Gel acı ilaç, gel ey tatsız kılavuz! Ey umutsuz kaptan, deniz tutmuş şu yorgun tekneyi yalçın kayalara bindiriver artık! Sevgilimin şerefine!


Savaşır gözIerimle gönlüm öldüresiye senin güzelliğinin ganimeti yüzünden; gözüm kovar gönlümü seni görmesin diye,gönlüm ister gözüme pay vermemek yüzünden.


Öğrenci nasıl ayrılırsa kitaplarından, Öyle koşar seven sevdiğine; Okula nasıl giderse öğrenciler, Öyle ayrılır seven sevdiğinden.


Zehir… Bitirmiş, bırakmamış bana|kavuşabilmek için sana. Seni öpeceğim. Orada bir parça zehir kalmıştır belki. Sıcakmış dudakların. Ölüyorum işte…bir…öpücükle. SENİ SEVİYORUM.


Güzelliğin sancağı hala kıpkızıl duruyor dudaklarında, yanaklarında ölümün solgun bayrağı çekilmemiş oraya. Juliet, neden böyle güzelsin hala?


Yatıyor musun orada kanlı kefeninle? Genç yaşında hayat bağlarını koparan.. bu ellerle.. düşmanımın gençliğini biçmekten.. daha iyi bir dostluk….. nasıl gösterebilirim ki sana?


Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları,Durduramaz sevgiyi çünkü taştan sınırlar;Hem aşkın isteyip de başaramadığı ne var!Engel olamaz bana bu yüzden akrabalar.


Kölen olmuşum senin, elden başka ne gelir, el pençe divanım ben arzuna, buyruğuna; geçirdiğim saatler baştan başa bir hiçtir, sen istemezsen eğer hizmetlerim boşuna.


Bana romeo’mu ver; sonra öldüğünde al da küçük yıldızlara böl onu; onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki, bütün dünya gönül verip geceye, tapmayacaktır artık o muhteşem güneşe…


Gel, ey sevecen, kara kaşlı gece. Bana Romeo’mu ver. Öldüğümde, al da küçük yıldızlara böl onu. Onlar göğü öyle bir süsleyecektir ki. Bütün dünya gönül verip geceye, tapmayacaktır artık muhteşem güneşe.


Yeryüzünde yaşayan en zararlı şey bile, Özel bir yarar taşır bu yeryüzüne. En yararlı şey bile yanlış kullanılırsa Yok edip doğru sonucu ulaşır zarara. Kullanmayı bilmezsen, iyi döner kötüye, Kötü de bazen yücelir erdemmiş gibi. Şu minik çiçeğin taze filizlerinde…zehir de var…ilaç da. Koklanırsa, dinçlik verir her yerine insanın Tadılırsa, durdurur yüreği.


Biricik sevgim, biricik nefretimden doğdu! Erken görüp tanımadığım, tanımakta geç kaldığım; Tiksinilen düşmanı birden sevmemle, Harika bir sevgi doğdu böyle.


Ah! Tarla kuşuydu, Juliet! Ve bunu hiç düşünmemişti Romeo… Gün battıktan sonra sabahı beklemek, nereye konacağımı hiç bilmeden… Sabah çekip gitmek… Lanet ve lanet üstüne yine lanet.


Aşk yardım etti, aramamı fısıldayarak;O bana akıl verdi, ona göz oldum ben de.Denizci değilim, ama uzak denizlerde yıkanan Uçsuz bucaksız kıyılar kadar uzak olsan da senSana ulaşmak için açılırdım denizlere.


Biliyorsun, gecenin maskesi var yüzümde; Yoksa duyduğum için demin söylediklerini Nasıl kızardığını görürdün yanaklarımın. İsterdim uyayım göreneklere, inkar edeyim söylediklerimi, Ama uğurlar olsun görgü kurallarına.


Ben gelemem nolur sen git, ben gelemem git!!!Bu da ne ?Canım sevgilimin avucunda bir şişe! Demek ki,zehirden sevgilimin bu vakitsiz ölumu. Cimri! Hepsini içmiş;bir damla bile bırakmadın demek kavuşabilmem için sana? Öyleyse dudakIarından öperim, belki bir parça zehir kalmıştır dudaklarında, bir zamanlar hayat veren dudakların bu kez son versin hayatıma.


Bundan korktuğum için yanında duracağım, bu karanlık gecenin sarayından ayrılmayacağım bir daha; burada, burada kalacağım sana hizmetçilik eden böceklerle birlikte; ah, burada sonsuzca dinleneceğim, şu dünyanın yorduğu bedeni kurtaracağım uğursuz yıldızların boyunduruğundan…


Ah Juliet.. Neden böyle güzelsin ha? Yoksa ele avuca sığmayan ölüm mü aşık oldu sana? İnanayım mı o iğrenç canavarın bu karanlıkta sevgilisi olasın diye seni sakladığına? İşte bundan korktuğum için.. sonsuza dek yanında kalacağım…


Biliyorum, gecenin maskesi var yüzümde,Olmasaydı eğer, duyduğun için demin söylediklerimiNasıl kızardığını görürdün yanaklarımın.Çok isterdim ah bir güzel uyup göreneklereDemin söylediklerimin tümünü inkar etmeyi!Ama uğurlar olsun görgü kurallarına.Seviyor musun beni? “Evet” diyeceksin, biliyorum,Sözüne güveneceğim ben de; ama yemin edeyim deme,Belki de tutamazsın.


Ey parlak melek, konuş yine!Sen göz kamaştıran bir parlaklık veriyorsun geceye;Cennetin kanatlı ulağısın başımın üstünde,Tıpkı ölümlülerin hayretle açılan gözlerine göründüğün gibi.Tembel bulutlara binip uçarken o havanın kucağında,Onu seyreden insanlar gibi hayranlıkla,Öylece bakıyorum ben sana.


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir