Pir Sultan Abdal Sözleri


Sayfa içeriği: Pir Sultan Abdal Kısa sözler, Pir Sultan Abdal Etkileyici Sözler, Pir Sultan Abdal Uzun Sözler, Pir Sultan Abdal Güzel Sözler, Pir Sultan Abdal Yazılar, Pir Sultan Abdal Sözler Tumblr, Pir Sultan Abdal Sözler Facebook, Pir Sultan Abdal sözleri anlamlı, Pir Sultan Abdal Sözler Yeni, Pir Sultan Abdal Özlü Sözler


Ben bülbülüm dersin, gülün varmıdır.


Benden selam olsun ev külfetine – Çıkıp ele karşı ağlamasınlar.


Bir kişi Hakk’ın emrinde olmasa – Ona nesne gelmez, selamın almam.


Cehennem dediğin, dal odun yoktur – Herkes ateşini kendi götürür.


Alem çiçek olsa, arı ben olsam – Dost dilinden tatlı bal bulamadım.


Aşk harmanında savruldum – Hem elendim hem yuğruldum – Kazana girdim kavruldum – Meydana yenmeğe geldim.


Dağlara taşlara lalesin verdi – Kafire hisarın kal’asın verdi – Arıya bal verdi belasın verdi – Arı ağlar bana, balımdan oldu.


Benden selam söylen sofu canlara – Vücudun şehrini yuyanlar gelsin – Yedi kat göklerin yedi kat yerin – Kudret binasını kuranlar gelsin.


Hak bizi yoktan var etti – Şükür yoktan vara geldim – Yedi kat arşa asılı – Kandildeki nura geldim.


Derdim çoktur hangisine yanayım, – Yürekte yareler türlü türlüdür.


Kara toprak gibi sakin ol otur – Hak’tan ne gelirse kabul et getir – Bahar aylarının yemişin bitir.


Dostum beni ısmarlamış, gel diye, – Gideceğim ama yol bozuk, bozuk.


Gönüldür cennet yapısı – Nur ile aydın kapısı – Kıldan incedir köprüsü – Geçebilirsen beri gel.


Herkese gönlünce ver deli gönül.İman eder, amel etmez – Hakk’ın buyruğuna gitmez – Kadılar yaş yere yatmaz – Hiç böyle bir şeytan var mı?


Karga konsa gülistana – Gülün kadrini ne bilir – Kendi kadrini bilmeyen – Elin kadrini ne bilir.


Pir Sultan Abdal’ım dağlar aşalım – Aşalım da dost iline düşelim – Çok nimetin yedim helalaşalım – Geçti dost kervanı eyleme beni.


Pir Sultan’ım, ulular izin izle – Kemliği terkeyle, iyliği gözle – Hasmın karıncaysa merdane gözle – Nasihatim dinle, sakın gururdan.


Şu yalan dünyanın sonu hiç imiş, – Akşam gelüp konan, sabah göç imiş.


Yad ellerde kalmak kula hatadır – Sal Allah’ım, sal sılama varayım.


Zahit sen bu sırra erem mi dersin – Erenler halinden bilem mi dersin – Mescit hak meyhane haram mı dersin – Hak olan mescide meyhane n’eyler?


Zahit sen bu yola diken ekersin – Hatıra dokunur, gönül yıkarsın – Yüküm vardır deyü zahmet çekersin – Yavuz baçcı yüksüz kervana n’eyler?


Uzak ol cahilden kamile yakın – Sözümde mana yok darılma sakın – Hasmın karıncaysa merdane takın – Ummadık taş başa düşer mi düşer.


Sen de dersin söz içinde sözüm var – Çalarsın çırparsın oğlum kızım var – Senin şunda üç beş arşın bezin var – Bütün dünya malın olsa ne fayda.


Pir Sultan Abdal’ım, çağır ya Gani – Veren Allah yine alır ol canı – Gönül bir gemidir, akıl dümeni – Akıl dümen, ya söyleyen dil nedir?


Ne kadar bilsen de bilire danış – Danışan dağları aşar mı aşar – Danışmadan yola gitse bir kişi – Yorulup yollardan şaşar mı şaşar.


Gelir senin ile güler de oynar – Ardınca önünce ayıbın söyler – Bir vakit gelince önüne çıkar – En iyi dostundan sakın sen seni.


Gel ey zahit bizim ile çekişme – Hakk’ın yarattığı kul bana n’eyler – Kendi kalbin arıt, bize ilişme – Bendeki küfr sendek’imana neyler?


Bir su bir gölde çok durursa kokar – Azar azar çağla ak deli gönül – Bulanık akma ki içmezler seni – Çeşmenin gözünden çık deli gönül.


Ben dervişim dersin dava kılarsın – Hakk’ı zikretmeye dilin var mıdır – Kendini gör, elde sen ne ararsın – Hâlâ hâl etmeğe hâlin var mıdır?


Ateş gibi birden parlayıp yanma – Yanıp yanıp çevre yanın yandırma – Kah karanlık kah aydınlık görünme – Meydanda mum gibi yan deli gönül.


Abdal Pir Sultan’ım, keremler kani – Nereden geliyor canımın canı – Sensin bu gönlümün şahı sultanı – Sensiz bu cesette bu can eylenmez.


Pir Sultan Abdal’ım, ihlas yar olsa – Mecnun da gözlüyor Leyla gelirse – Bir cananın meyli sende yok ise – Ahir fayda etmez onu terk eyle.


Yine gerçeklerden açtık kapıyı – Bir pirin önünde kıldık tapıyı – Arı birlik ile yapar yapıyı – Birlik ile bitmeyende bal olmaz.


Bir gün alır götürürler evinden. Hakk’ın kelâmını koyma dilinden. Kurtulaman Ezrail’in elinden. Dünya dolu malın olsa ne fayda.


Ötme bülbül ötme şen değil bağım. Dost senin derdinden ben yana yana. Tükendi fitilim eridi yağım. Dost senin derdinden ben yana yana


Sivas illerinde sazım çalınır. Çamlı beller bölük bölük bölünür. Ben dosttan ayrıldım bağrım delinir. Kâtip ahvalimi şah’a böyle yaz.


Yorulan yorulsun, ben yorulmazam – Derviş makamından ben ayrılmazam – Dünya kadısından ben sorulmazam – Kalsın benim davam divana kalsın.


Pir Sultan Abdal’ım, nerden aşalım – Aşalım da dost köyüne düşelim – Çok tuz etmek yedik, helalaşalım – Gelin rıza ile gönderin bizi.


Hünerin var ise kendini devşir – Söyleyecek sözü kalbinde pişir – Ululuk büyüklük Hakk’a yaraşır – Nasihatim dinle, sakın gururdan.


Gönül havalanıp gökte gezerken – Bana zulüm kanlı zalimden oldu – Kişinin çektiği dili belası – Her ne oldu ise dilimden oldu.


Dertli olmayanlar derde yanar mı – Sâdık derviş ikrârından döner mi – Dertsiz bülbül gül dalına konar mı – Ben bülbülüm dersin, gülün var mıdır?


Bir öğüdüm vardır sana söyleyem – En iyi dostundan sakın sen seni – Öğüdüm dinlersen manası budur – En iyi dostundan sakın sen seni.


Altından bir pula olur mu kail – Konuş ki ehl ile olasın ehil – Konuşma cahille olursun cahil – Kişi itibardan düşer mi düşer.


Pir Sultan Abdal´ım dünya durulmaz. Gitti giden ömür geri dönülmez. Gözlerim de şah yolundan ayrılmaz. Ben de bu yayladan şaha gider.


Söylersin de söz içinde şaşmazsın. Helâli haramı yersin seçmezsin. Nasibin kesilir de sular içmezsin. Akar çaylar senin olsa ne fayda


Pir Sultan Abdal’ım çıktık oturduk. Kaza lokmasını burda yetirdik. Dünya bizim diye çektik getirdik. Yalan dünya bizim olsa ne fayda.


Yanlış fetva ile yola gidilmez – Arif isen bu manadan fark eyle – Eğri hacet ile metah dokunmaz – Üstat isen endazeni derk eyle.


Pir Sultan Abdal’ım, er haksın er hak – Münkir olanlardan ıraksın ırak – Kurdun işi namert lokmasın yemek – Hak için adanan kurbana n’eyler?


Şecaatin varsa kalbinde sakla – Nasihatim dinle, sakın gururdan – Bir işin önünden sonunu yokla – Nasihatim dinle, sakın gururdan.


Sekiz derler şol Cennet’in kapısı – Hakk’a doğru açılırmış hepisi – Korkusun çektiğin Sırat köprüsü – Onu doğru geçen insana n’eyler?


Varın görün irakipler kandedir – Hak ehli kardaşlar yolda demdedir – Bilin ayn el yakin Ali cemdedir – Cemiyet olmayan köyü n’eylersin?


Pir Sultan Abdal’ım böyle söyledi – İndi aşkın deryasını boyladı – Bunu işlemeyen kula söyledi – En iyi dostundan sakın sen seni.


Kaba rüzgar gibi boşa dolaşma – Çalıya çırpıya değip ileşme – Toz toz olup topraklara karışma – Harman yeli gibi es deli gönül.


Hatırın yıkarlar hatır yıkınca – Gözyaşı yeğlenmez taşıp akınca – El elden üstündür arşa erince – Nasihatim dinle, sakın gururdan.


Pir Sultan Abdal’ım, bu sözüm haktır – Gaziler sözümün hatası yoktur – Aşıkın maşuktan dönmesi çoktur – Pirin eşiğine düş deli gönül.


Gelir senden önce yükseğe çıkar – Gözlerinden kanlı yaşını döker – Ayağın kayınca urganın çeker – En iyi dostundan sakın sen seni.


Gel ahımı alma güzel – Bir ah yerde kalmaz imiş – Gaziler fani dünyada – Pir ağlatan gülmez imiş.


Bu dünya dediğin bir sınık yaydır – Evveli toy düğün, ahiri vaydır – Dört kapılı ulu hoş bir saraydır – Konan göçer imiş, kalan eylenmez.


Ben de şu dünyaya geldim geleli – Kalsın benim davam divana kalsın – Yaradan Allah’tır benim vekilim – Kalsın benim davam divana kalsın.


Abdal Pir Sultan’ım, böyle mi olur – Herkes ettiğini elbette bulur – Alıcı kuşların ömrü az olur – Akbaba zararsız yaşar mı yaşar.


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir