Orhan Pamuk Sözleri


Sayfa İçeirği: Orhan Pamuk Kısa sözler, Orhan Pamuk Etkileyici Sözler, Orhan Pamuk Uzun Sözler, Orhan Pamuk Güzel Sözler, Orhan Pamuk Yazılar, Orhan Pamuk Sözler Tumblr, Orhan Pamuk Sözler Facebook, Orhan Pamuk sözleri anlamlı, Orhan Pamuk Sözler Yeni, Orhan Pamuk Özlü Sözler

Sozadresicom
Sozadresicom

Aşk evlilikten sonra gelir.


Kedi sevmeyen bir kadın zaten erkeğini mutlu edemez.


Mutlulukla bir dünyayı seyrettim, Canan, seni severek..


İyi bir arkadaşlık için sırdaşlık en iyi başlangıçtır…


Süleyman çok aşıkı bana. Pek çok erkek için aşk aptallaşmak demek, doğru.


Fakir bir bozacıya kimse ilişmez, dedi Mevlüt gülümseyerek.


Resmi görüşü buydu ama şahsi görüşü farklıydı.


‘Bozayı sattıran satıcının yanık sesidir,’ dedi Mevlüt.


Kafamda Bir Tuhaflık vardı,içimde de ne o zamana ne de o mekana aitmişim duygusu.


Benim için yazarlığın sırrı, nereden geleceği hiç belli olmayan ilhamda değil, inat ve sabırdadır.


Rüyanda görüyorsan onu, özlemişsindir. Rüyanda görmek için yatıyorsan eğer, sevmişsin demektir.


Yazmak, yaşanmamış hayattan intikam almaktır.


Çünkü, biliyorum, günaha gırtlağımıza kadar batmak değil, başkasının günahsız kalabildiğini görmek daha çok acı verir sizlere.


Biraz diken olmazsa, aşk gülünün kokusunu alamazsın.


Mutluluk nedir?” “Bütün bu yokluğu, ezikliği unutabileceğin bir dünya bulmak. Birisini bütün bir dünya gibi tutabilmek…”


İnsanın evi karnının doyduğu, kalbinin olduğu yerdedir.


Yoksa yıkım, insanların ve inançların farkına varmadan değişmesi anlamına mı geliyordu?


Herkesin bildiği gibi şeref meselesi gibi laflar aslında insanların birbirlerini gönül rahatlığıyla öldürmeleri için icad edilmiş bahanelerdir.


Aslında en iyi aşk, değil tanımak,hiç görmediğin kişiye duyulan aşktır.Körler iyi aşık olurlar mesela.


Einstein de yoksuldu; hatta fizik dersinden sınıfta kalmıştı, ama üç beş kuruş kazanmak için okulunu asla bırakmamış, kazanan da o ve milleti olmuştu.


Akıllı bir hayvan olan kedi nankör değildir. Yalnızca köpekleri seven insanlara güvenilmeyeceğini bilir.


Senin kadar mutsuz bakan birini görmedim hiç. Şimdi ben de senin gibi mutlu değilim. Mutsuzluk güç veriyor bana.


Bir kadına, zamanında, iş işten geçmeden iyi davranmayı bilmek lazım.


Sanki olmasını istediğim şeyler çok yavaş oluyor ve olurken de onları düşündüğüm ve beklediğim gibi olmuyorlar.


Bana yalan söylemeni isterdim. Çünkü insan ancak; kaybetmekten korktuğu bir şey için yalan söyler.


Çok sevdiğimiz bir varlığa, hiçbir karşılık beklemeden en değerli şeyimizi verirsek, işte dünya o zaman güzel olur, onun için ağlıyorduk küçük hanım.


Belkide yıkım, ötekilerin üstünlüğünü görerek onlara benzemeye çalışmak demekti.


“Kaçmış işte birine…” diye mırıldandı Mevlut. “Aşk acısı büyük acı,” diye ekledi içtenlikle.


Sokaklardaki boz ve solgun kıyafetli sessiz ve ezik insanlar gitmiş, yerlerine gürültücü, hareketli ve iddialı kalabalıklar gelmişti.


Okulun ve Türkiye’nin geleceği konusunda müdürün kalbini en çok kıran şey bin iki yüz öğrencinin İstiklal Marşını aynı anda söyleyememesiydi.


Bozacı, geceleri karanlık sokaklarda korkmaz mısın?…Sıkılmaz mısın?. Cenab-ı Allah gariban bozacıya yardım eder. Aklımdan hep en güzel şeyler geçer.


Şehre söylemek, duvarlara yazmak istediği şey şimdi aklına gelmişti işte. Bu hem resmi, hem şahsi görüşüydü; hem kalbinin hem de dilinin niyetiydi: “Ben bu alemde en çok Rayiha’yı sevdim,” dedi Mevlut kendi kendine.


İçimde ışıltısını hissettiğim yeni hayat, uzakta bir yerde, belki erişilmez bir ülkedeydi ama hareket ettikçe ona yaklaştığımı, en azından eski hayatımı arkada bırakabildiğimi seziyordum.


Hayatının son dört yılında pişmanlık ve kendini suçlamakla çok vakit geçiren Ka, sözle can yakma huyunu bir kimsenin ona duyduğu sevginin gücünü ölçmenin bir yolu olarak kullandığını da kendi kendine itiraf edecekti.


Bir insanın, başka fırsatları olmasına rağmen onları reddedip sürekli aynı kişiyle sevişmek istemesine, bu mutluluk verici duyguya aşk denirdi.


Mutlu olabilmek için her gün bir miktar edebiyatla ilgilenmem gerekiyor.


Ama tuhaf ve şaşırtıcı olanı dünyada aramalıymışız, kendi içimizde değil! Kendi içimizdekini aramak, kendi üzerimizde o kadar uzun boylu düşünmek mutsuz edermiş bizleri.


“Aşk bir hastalıktır,” dedi hoca. “Acil ilacı da, haklısın, evliliktir. Ama tifonun ateşi düştükten sonra, bütün hayatı boyunca kinin alır gibi yavan bir ilaç alacağı için hemen pişman olur insan.”


Her gece sokaklarda uzun uzun yürümek artık mesleki bir alışkanlıktan çok bir ihtiyaç olmuştu. Gece sokaklara çıkıp uzun uzun yürümezse kafası, hayal gücü, düşünceleri zayıflıyordu.


Bazan bir kavak ağacının yapraklarının rüzgârda titreyişine dikkat kesilir, ağacın kendisine bir işaret yolladığını hissederdi.


Sokaklardaki boz ve solgun kıyafetli sessiz ve ezik insanlar gitmiş, yerlerine hareketli ve iddialı kalabalıklar gelmiş.


Hayatın, insanlığın çoğunluğu için, içtenlikle yaşanması gereken bir mutluluk değil, baskılar ve cezalarla ve inanılması gereken yalanlarla yapılmış dar bir alanda, sürekli bir rol yapma hali olduğunu, ilk bu sıralarda sezmeye başlamış olmalıyım.


Umutsuzlara sefaletin sorumlusu olan bir suçlu göstermeli ki, onun başının ezilmesiyle cennetin yeryüzüne ineceğine inanabilsinler.


Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu anını yaşadığını bilmez. İnsan eğer hayatının en mutlu anını yaşadığını hayal edebilecek kadar mutluysa, geleceğin de güzel olacağını düşünecek kadar iyimser olur.


Yenikler ve ezikler ülkesinde var olmak bir başkası olmaktır. Bir başkasıyım , o halde varım ! Peki yerinde olmak için can attığım o bir başkası da sakın bir başkası olmasın ?


Bazıları tanıyarak aşık olur bazıları tanımadan. bende tanımadan aşık oluyorum İpek. Çünkü tanıdıkça aşık olamıyorum. İnsanların kusurlarını görüyorum.


 

Sizinde Aklınızda Güzel Sözler Varsa Yoruma Yazıp Diğer Kullanıcılarımızla paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir