Mevlana Sözleri


Bizi bilen bilir, bilmeyende kendisi gibi bilir! 


Cahil kişi gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır.


Yapraksız kaldın diye gövdeni kestirme. Zira bu işin baharı var.

Sozadresicom
Sozadresicom

Can’ı Canan’a teslime hazır değilsen ‘ben Aşk’ım’ deme kimseye.


Bazen halimize Melekler imrenir. Bazen de halimizden Şeytan bile iğrenir.


Kanat vardır doğanı padişaha götürür; kanat vardır kuzgunu leşe götürür.


İsyanlardayım dedi. Hayır, imtihanlardaydı. Fark etseydi, kurtulacaktı.


HARF’ler yetmedi anlaşılmama, bari Hâl’den anla


Sus gönlüm! Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.


Muhabbet ve merhamet, insanlığın; hiddet ve şehvet de hayvanların sıfatlarıdır.


Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin. Benim tek derdim; yere düşen edebinize takılmamak.


Ey sevgili. Biz seninle bir salkımın iki aşık üzümüyken, başka şişelerde şarap olmuşuz, başka hayallerde harap olmuşuz.


Merhamette güneş gibi ol; cömertlikte akarsu gibi ol; tevazuda toprak gibi ol; ayıpları, kusurları örtmekte gece gibi ol.


Bir gönülde aşk ve sevgi ateşi yoksa o kişi karanlıklarda, Allah nurundan habersizdir.


Kim demiş gül yaşar dikenin himayesinde? Dikenin itibarı gül himayesinde!


Bir muammadır aşk. Kiminin vicdanına atılan taş, kiminin de gözünden akıtılan yaştır aşk.


Kim, ne olursa olsun, sevgili bizim olsun tek, canı, canımız olsun.


İnsan her şeyi göremez; sevdiğin şeyler, seni kör ve sağır eder.


Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.


Gönül, gönül verilerek alınır.


Ey dost! Derdin ne olursa olsun umudun her zaman Allah olsun.


Köpeklerin kardeşliği, aralarına kemik atılana kadardır.


Gözyaşının bile görevi varmış. Ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.


Dediler ki: gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Dedim ki: gönle giren gözden ırak olsa ne olur.


Gel de birbirimizin kadrini bilelim. Çünkü ansızın ayrılacağız birbirimizden.


Dua kapı çalmaktır. Gerisine karışmak haddi aşmaktır.


Bir kimsede kibir varsa, söz söylediği zaman soğan gibi kokar.


Ey Müslüman, edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır.


Her yerde olmak gibi bir duan varsa, gönüllere gir; çünkü sevenler, sevdiklerini gönüllerinde taşırlar.


Kimle gezdiğinize, kimle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Çünkü bülbül güle, karga çöplüğe götürür.


Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.


İyiyim desem yalan olur, kötüyüm desem inancıma dokunur. En iyisi şükre vurayım dilimi, belki o zaman kalbim kurtulur.


Her zorluğun sonunda doğan bir ışık vardır. Eğer elleriniz diken yaralarıyla kan revan içinde kaldıysa güle dokunmanıza çok az kalmış demektir.


Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek. Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak. Sakın acında kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.


Öyle bir ‘yâr’ sev ki evladım; elinde su tasıyla, iftarı bekleyen oruçlu gibi beklesin seni.


Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver. Toprak olup seni başının üstünde taşıyan bulunur.


Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters.


Kalbi ve sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa, o yine dilsiz sayılır.


Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.


Şikayetçi, kötü huyludur. İyi huylu şikayet etmez, tahammül eder.


Susmak, mana eksikliğinden değil. Belki mana derinliğindendir.


Bazı insanlar bize armağandır, bazıları ise ders.


Harf’ler yetmedi anlaşılmama, bari hâl’den anla.


Gönül, ebedi olmayan mülkü, bir rüya bil!


Üç sözden fazla değil, tüm ömrüm şu üç söz; hamdım, piştim, yandım.


Toprak gibi sessiz olduğum an bil ki; şimşek gibi gökte gürlüyor feryadım.


Kır oğul zinciri; hür gez, hür konuş, yok mu altından gümüşten bir kurtuluş?


Akıl bir kuzu, nefis bir kurt, iman ise çobandır. İman kuvvetli olmazsa, nefis aklı yer.


Aklım her gün tövbe eder. Nefsim her an tövbemi bozar. Arada kalmış bîçareyim. İyi ki senin kapın var.


Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.


Yılan sokması seni sadece canından eder. Ama kötü dost hem candan, hem de imandan eder!


İsyanlardayım dedi. Hayır, imtihanlardaydı. Fark etseydi, kurtulacaktı.


Bozuk olunca maya, ne ar tanır ne de hayâ!


Kitaplardan önce, kendimizi okumaya çalışalım.


Kimde bir güzellik varsa bilsin ki ödünçtür.


Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.


Ben hiç dilek tutmadım, hep dua ettim. Ömrün ömrüme nasip olsun diye!


Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.


Yüz kişinin içinde aşık, gökte yıldızlar arasında parıldayan ay gibi belli olur.


Seni bağrıma değil, bağrımı ve başımı ayağının altına bastım. Gözüm toprak olacak, ama gönlüm daima aşk kokacak.


Kalbimi ve ruhumu vermemin bir yararı yok, sen zaten bunlara sahipsin. O yüzden sana bir ayna getirdim. Kendine bak beni hatırla.


Başta dönüp koşan nice bilgiler, nice hünerler vardır ki, insan onunla baş olmak isterse, baş elden gider. Başının gitmesini istemiyorsan ayak ol.


Sarılmayı bilir misin? Sahiplenmeyi, sahiplendiğinde sadık kalmayı? Sen bilir misin aşık olmayı? Bölünebilir misin ikilere, üçlere, gerekirse binlere? Yapabilir misin? Gerçekten sevebilir misin? Sevmenin demesi


Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle. Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.


Misafirsin bu hanede ey gönül, umduğunla değil bulduğunla gül, hane sahibi ne derse o olur, ne kimseye sitem eyle, ne üzül.


Ay doğmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene, kabahati ne güneşte ne de ay da ara! Gözlerindeki perdeyi arala!


Ey sahura kalkan, sahur yemeği yiyen kişi! Az konuş, hatta sus! Sus da orucu anlayanlar, oruçtan söz etsinler.


İmtihan içinde imtihan vardır. Derlen toparlan da ufak bir imtihana satma kendini.


Aşkın hikâyesini, durmaksızın feryâd eden bülbüle değil. Sessiz sedasız can veren pervanelere sor.


Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman? Bilemem! Yeter ki o kapıda durmayı bil!


Gülü gülene ver. Kalbini sevene ver. Sevmek güzel şeydir. Kıymet bilene ver.


Tut ki Ali’den sana miras kaldı Zülfikar. Sende Ali’nin yüreği yoksa Zülfikar neye yarar?


Ahlak örtüsü olmayanı, başörtüsü dindar yapmaz.


Sabır önceleri zehirdir. Huy edinirsen bal olur!


Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.


Nefsin ejderhadır. Öldü sanma, uykuya dalar o. Dertten eline fırsat düşmediği için uyur. Derdin bitince çıkar hemen. Hüner; dertsizken de nefsi uykuda tutmadadır.


Şarap küpü nereye konursa konsun şaraptır. Gül mezbelelikte bitmekle kötü olmaz, şarap altın tasa konmakla helal olmaz.


Cahille girme münakaşaya. Ya sinirini zıplatır tavana! Ya da yazık olur adabına.


Yaşadığın dünyaya bak; yüce tanrı, hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edesin?


Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?


Güzelliğin bir damlası olan Leyla için uykuyu haram etmek çok değilse, güzelliğin kaynağı Mevla için bir ömrü feda etmek az bile.


Yok, dünyada hicrandan daha acı ne istiyorsan et de onu etme.


Doğruların yemin etmeye ihtiyacı yoktur.


olmaz. Unutma; ya çok seversin bir kere, ya da hiç sevmezsin.


Gerçek aşk’ı bilen kalp bir damla suya bile hürmetle bakar.


Sizinde Aklınızda Güzel Sözler Varsa Yoruma Yazıp Diğer Kullanıcılarımızla paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir