Cemal Safi Sözleri


Sayfa İçeriği: Cemal Safi Kısa sözler, Cemal Safi Etkileyici Sözler, Cemal Safi Uzun Sözler, Cemal Safi Güzel Sözler, Cemal Safi Yazılar, Cemal Safi Sözler Tumblr, Cemal Safi Sözler Facebook, Cemal Safi sözleri anlamlı, Cemal Safi Sözler Yeni, Cemal Safi Özlü Sözler


Aşkımın ahıyla tutulur yakan, Alıcı kuş kadar sürmez fiyâkan. Senin de gözünü yaşlı bırakan, Senin de boynunu büken bulunur.


Ondokuzda başladı, otuzsekizde durdu. Bu cenneti bizlere ondokuz yılda kurdu. Türkün iman gücüyle zırhladı Anayurdu. İnkılâplarla ördü ağ ağ Mustafa Kemal.


Yoktur ekmeği aşı , yoktur toprağı taşı. Çanakkale’yi taşır sırtında bir onbaşı.


Bu gece rüyama efkârlı girdin, Ne derdin var ise yaz gönder bana. Cemâlin gülerken bir resim çektir, Kederden arınmış yüz gönder bana.


Gök gibi gürledin durdun başımda! Buz gibi sözleri kırdın başımda. Ahiret suali sordun karşımda; Kıyamet vaktini yaşadım bugün.


Ayağımda çarık elimde âsa, Sana geleceğim mutlaka bir gün. Aşktan kutsal mıdır medeni yasa, Senin olacağım mutlaka bir gün.


Sersefilim sevgilinin uğruna, Abdal oldum göç eyledim giderim. Hançer vurdum gençliğimin bağrına, Telâfisiz suç eyledim giderim!.


Sen gittin gideli olmadı gündüz, Gözlerim sabahı görmedi henüz. Seninle olunca dağ tepe dümdüz, Sensiz bütün yollar yokuştur bana.


Bahtımdan kara kışın ilk karşıma çıkışın. Gözlerimi ellere âmâ etti bakışın. Müdahil olmadılar ne kirpiğin ne kaşın. Tüm aklımı fikrimi yağma etti bakışın.


Söyle vicdanı kara söyle gönlü fukara, Aman aman bir şarkı işittin mi şu ara? Sen dönmeden yağma yok şiir yok bestekâra, Ehli söz kalem kırdı bana ağlar şuara.


Dünyada cehennemi yaşamak demek buymuş, Bir ben bir Rabbim bilir ne çektiğim günleri. Hangi şeyda Leyla’ya bu kadar saygı duymuş? Kim yaşamış önünde diz çöktüğüm günleri?


Sessizim ne kadar üzsen de beni, Ağzımı açmaya gözüm kesmiyor. Vurduğun zincirden çözsen de beni, Bırakıp kaçmaya gözüm kesmiyor.


Ömrünün son faslını sessiz sakin asûde. Geçirmek istiyorsan hayıflanma beyhude. Şaha müdane etme şan için şaşa için, Huzur-u mahşer için canı gönülden Hu! de.


Serviler diyarına seninle gitmek varmış. Sensiz hayat sırtımda hörgüç anladım baba. Hasretin çöl güneşi kalbi nasıl yakarmış. Gölgenin kıymetini gör-geç anladım baba.


Yıpratamaz darbeler bugün dünden daha genç. Şimdi daha da zinde sağ sağ Mustafa Kemal. Samsun ufkundan güneş yeni doğmuş kadar dinç. Batmadı batmayacak çağ çağ Mustafa Kemal.


Merhamet olmazsa kalp kiracında. Tahtın da kurtarmaz seni tacında. Bir kara sevdanın darağacında, Senin de ipini çeken bulunur.


Çölde gökyüzünde bir bulut gezer. Görevi gölgeni takip Efendim. Görünce hikmeti ilahi sezer. Bahira isimli rahip Efendim.


Meğer aşkı anlatan cümle şarkılar azmış. Tüm besteler çaresiz Nihaventmiş Hicazmış. Kim görmüş, kim yaşamış, hangi şiir kim yazmış!? Her cevrine göz yumup bel büktüğüm günleri!.


Seni geçilmez gören gönül gücümü yendim. Vuslatından ziyade, hasretini beğendim. Sabrımla sarfettiğin saadet sermayendim. Kıymet körü kalbimi kırıp kaybolacağım.


Bundan daha güzel müjde mi olur? Merhaba diyorsun telefonda sen, Sen ki konuşursun, derdim mi kalır? Nasılsın, diyorsun telefonda sen.


Başıma derdinin darısı benim, Gözünün yaşını silmeye geldim. Söyle, ne kadarsa yarısı benim, Gardaş payı yapıp bölmeye geldim.


Saymadım, hasretinle bu kaçıncı yılbaşı! Bir ihtimâl de olsa döner diye bekledim. Ne bir demet karanfil, ne bir damla gözyaşı; Bir hâl hatır sormayı dener diye bekledim.


Sen benim ikinci doğum günümsün, Gençliğim maziye göçerken geldin. Sen benim geciken şanslı yönümsün. Son fırsat elimden kaçarken geldin. Ezan çiçekleri açarken geldin.


Bu nasıl edebiyat! Ne zavallı öğreti! Yalan yanlış bilgiler belleklerde iğreti Aslını inkar eden zihniyet sayesinde, Bir dörtlük yazamayan şaircikler türedi.


Sana ait evrenin bu muhteşem imarı. Sema eder yıldızlar senin emrine doğru. Sen sonsuz semavatın sırlarının mimarı. Ahatsın Kâinatın Ulu İmparatoru.


Tahliyem çıktı sanma, sanma ki azâdeyim. Dilimi çöz de bari halimi arzedeyim. Sadakât sembôlüyüm diye büstüm dikildi. Müstesna müzedeyim, karasevda-zedeyim.


Kalender meşrep dostla sohbet eyle sen yine. Ecdadımız derler ya davul dengi dengine. Parası da pulu da lütfû da onun olsun. Selâmdan gayri paye verme cahil zengine.


Kaç gönülden geldim geçtim, Sayamadım sayamadım. Kaç buseden aşkı içtim, Doyamadım doyamadım. Tatlı geldi zor kolaydan, Mutlu çıktım her olaydan, Ne Gülay’dan ne Tülay’dan, Cayamadım cayamadım.


Kelamullah vahyedilen Muhammet. Feyzullah var mıdır senin üstüne. Gaffarın gönlünden kopan merhamet, Lütfullah var mıdır senin üstüne?


Can evindeki yerim hiç kolay dolmayacak. Bakışını terk eden umudun olacağım. Hiçbir gün mutluluğun dört dörtlük olmayacak. Evlat acısı gibi içinde kalacağım.


Benim aşka gururu çiğnetip yola düşen, Sen bir hatır sormaya selam vermeye üşen. Ah ! İçim ürperiyor Ya Evde Yoksan Ayşen, İslâh olmaz bu gönül iflâh olmaz bu yara.


Gönül diyarında racon keserdim. Kükreyen arslandım sindirdi felek. Pervasız rüzgârdım zalım eserdim. Fırtınam koparken dindirdi felek.


Ateşli bakışlara bağla umutlarını, Ben güzele doymuşum, gözüm gönlüm aç değil. Rahmet bekleyenlere götür bulutlarını, Gönlüm aşkın deryası yağmura muhtaç değil.


Aşkınla ne garip hallere düştüm! Her şeyim tamam da bir sendin noksan! Yağmur yaş demeden yollara düştüm, İçim ürperiyor ya evde yoksan!.


Alıcı kuş gibi ağdın üstüme, Canımı güç belâ taşıdım bugün. Kalıcı kış gibi yağdın üstüme, Huyundan soğudum üşüdüm bugün.


Dönme, günahkâr ruhum ömrümce yaslı kalsın, Yüzüme bahtım kadar gülme Allah aşkına!… Dönme ki meyhaneler hicrinle süslü kalsın, Aldırma imdadıma, gelme Allah aşkına!.


Sevmek şöyle dursun sensiz baharı, Yaşamak ölmekten hazin geliyor. Kapanmış sabahın bütün yolları, Geceler ömrümden uzun geliyor.


Ne çıkar sararıp solsa da yüzün! Gönlümde baharsın gelse de güzün. Çekilmez olsa da sitemin, nazın, Başka yâr seçmeye gözüm kesmiyor.


Çeker gibi bakma hançeri kından, Senin de canını yakan bulunur. Senin de bir zalim gelir hakkından, Sana da bir kurşun sıkan bulunur.


Gün battı batacak hafif rahmet var. Gözüme görünen bir alamet var. Bu aşkta bir hikmet bir keramet var. Sen bana iş işten geçerken geldin. Son fırsat elimden kaçarken geldin. Ezan çiçekleri açarken geldin.


Böyledir kısrağın deli çağları. Çalmadan oynuyo kıza bak hele! Ben yarattım diyo alçak dağları, Kafirin verdiği poza bak hele!


Çiçeğim, bir mesel var, eski bir atasözü. Zararın neresinden dönersen kâr, çiçeğim. Senin hayat çağının henüz baharı, yazı. Benim ömür bahçeme kar düştü, kar çiçeğim.


Biz Hallacı Mansur’a yanan ışıklardanız. Mevlana, Hacı Bektaş, Yunuslarca pirdeniz. Biz Rahman deryasında yunan aşıklardanız. Kalır mı ruhumuzda günah denen kirden iz.


Konstantin yosmasını az çapkın kuşatmadı. Vâ’dettiği vuslatı kimseye yaşatmadı. Son bir yiğit gözüktü aşkı kalbine yüktü, İlmi de imânı da Konstantin’den büyüktü. Sağında Akşemsettin solda Molla Gürani. Düşte zafer senindir dedi Veysel Karani. Peygamberin övdüğü komutandı saldıran. Doğduğuna pişmandı hışmına başkaldıran. Uyku tutmaz ruhunda kopunca kasırgalar, Dağlara tırmandılar cengâver kadırgalar. Topların gümbürtüsü tekbirlere karıştı, Koçaklar Malazgirt’in koçlarıyla yarıştı.


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir