Caner Yaman Sözleri


Bu Sayfamız da Caner Yaman Güzel Sözlerini Derledik Sayfa İçeriği; Caner Yaman Kısa Sözler, Caner Yaman Anlamlı Sözler, Caner Yaman Alıntıları, Caner Yaman Etkileyici Sözler, Dahi İnsanların Sözleri Tumblr, instagram, Facebook, Whatsapp, 2018,2019


Söndür ışıklarını ey şehir, aydınlanmıyor gecemiz…


Herkes doğru diye yanlış bu dünya. Sen yalan ol, yalan söyle bana…


Yağmurda ıslananlardan değil, yağmuru hissedenlerden olsaydın keşke…


Uzaklaşınca değil, yakınlaşınca özlersin bazılarını…


İçten hiçe bir yol oldun şimdi…


Çok yalnızdı şehir, gidenlere ağladık…


Sonra dedim ki kendime onsuz vardım onsuz olacağım. Sonra gittim, seslendi. Hayret dönmedim…


Sen şimdi hecele dur ismimi, ben çoktan geceye gömdüm seni…


Senden değil, kaybettiklerimden çıkar beni…


Kolay iyileşmez iyi niyetinden vurulanlar…


Derme çatma bir aşka verilmiş yıkım emrinin tek direnişçisiydim, kaçınılmazdı, kaybettim…


Konuşsak yıldırım düşer, sussak fırtınadır…


Soytarıların ağzında yazık olan delikanlı bir cümlesin şimdi…


Başka bir şehirde başka sen bulunur mu?


Ve artık, ne yazık, teveccühüne yer kalmadı içimizde, cümlemizde nesne olanın.


Uğruna savaşacağın birileri kalmadığında yarım kalırsın. Kalan yarın giden yarını özler, bir şey yapamazsın…


Nazım gibi olmak lazım, yeri geldi mi en sevileni bile yerden yere vurmalı ki ayağa kalksın…


Sözünden az insanlar gördüm…


Sen susarsın, onlar söyleyemedikleriyle kalır. Susmak büyük bir cezadır.


Özünden düşmüşsün sen, gözümden düşmüşsün çok mu?


Yüreğinden geceye kaç damla kan aktı?


Bırak! Biz bende, izi sende kalsın…


Sadece gitmekle kalsaydın keşke… Yani bir şekilde, kalsaydın işte…


Bir zamanlar anlamı vardı sorular sormanın, artık soramaz oldum, sormaktan yoruldum…


Azsın… Ve sen artık ne yaparsan yap, acıtamayansın…


Gelmediler işte, ne yaptıysak getiremedik, gelmeyesiye gitmişler, bilemedik…


Kaç ayrılık biriktirdi gözlerin?


Gecenin en köründe gel, ayak sesinle dağılsın kalbim…


Olmayacak duaya da amin dedik, duaydı çünkü, öyle öğrendik…


Ruhum üşür, ter atar gözlerim…


Unutulur unutulmasına da, sesi gitmez kulaklarından…


Gidenlere harcadık kalanları.


Hükmünü yitirdi sesin, sen artık kupkuru bir gürültüden ibaretsin…


Kaldıysa biraz masumiyetinden getir bana, yatak odamın duvarlarına yetmiyor boya…


Sen yine de giderken ceketimi al bence, yokluğum bardaktan boşanırcasına yağacak üzerine…


Ayakkabı bağcıkları yüzünden diz çöktürdük annelerimize, hayat bazen sırf bunun diyetini ödetiyor bence…


Yersiz laflar ediyorum bu gece kendime, bir aklıma düşsen barut kokacak içim…


Birinden gidiyorsun bana gelirken, gelme, gidersin yine…


Bir paragraftan sızan özleme kibrit çaksan, kaç şehir alev alır, kaç taht devrilir? Buna kafa yormadım hiç…


Hiç sırtımdan vuruldum diyemedim, ben kimseye sırtımı dönmedim…


Bencildir insan, kendi gider ama gidilsin istemez kendinden…


Ben gel dedim o git anladı… Şimdi kime git desem yalnızlığımı çoğaltıyor kelimeler…


Rüzgârgülünce mi dönüyor acaba rüzgârgülü?


Yaptığım onca yanlışın götüremediği tek doğrusun sen…


Üzerine milyarlarca cümle kurulan siyaset için, bir harf bile değilsin…


Gidenlerle kalamadık belki, lakin gidenlerde kaldığımız her hallerinden belliydi…


Hangi ayaz titretebilir şimdi beni? Üşür müyüm sol yanıma mum basıp gitmişken gidenlerim?


Neresinden tutsam içimde kalıyor bu aşk…


Bu kadar yalnızlık umuda zarar…


İnsanlar acımasızdır, sen yine de sev yoksa halleri acınasıdır.


Gidişin eksiltmez gülüşlerimi…


Onları, içimizdeki karanlık denize uğurladık…


Şiir yazasım geliyor, gülüyorsun, geçiyor…


Herkes kendi acısının varisidir…


Biz de gördük gözümüzün önüne donmuş serçeler gibi düşen gerçekleri. Canımız yandı, içerledik.


Bıçağı en sevdiklerin vurabilir en derine, gerisi sıyırabilir ancak…


Başka bir şehirde başka duyulur mu yağmur?


Biz insanlar ne kadar benziyoruz birbirimize, herkes uzakları besliyor içinde…


Şiir yazmak kesmiyor, küfür lazım yokluğuna…


Yine de ben, denizden hiç şiir esirgemedim…


Kaç kulaç götürür beni sana? Yüreğimin karşı yakasına kaçta kalkar vapurlar?


İki düşman bir dostu öldürse, oradan bir dostluk da doğabilir. Matematik pek güvenilir değildir.


Ve ben, tanıdıkça saklanıyorum kendimden…


Bırak soğusun çayın, özlemlerin sıcak nasılsa…


Ben şair değilim, sen de şiir olamazsın. Dağılalım…


Başka gülüşler değmiş senin yüzüne, sen bence git artık…


Biz serçeleri doldurup bir sandala, yaktık, içli içli ağladık.


Gideni geride bırak, ileride karşına çıkacak…


Camın ardında banliyö treni, buz gibi raylar, yırtık bim poşeti… Ve sabaha karşı yastığımda bir tel saçı onun…


Kolay kanma herkese… Kansızın gerçek yüzü ansızın çarpar yüzüne…


Gece gece yazdırma seni, bir paragraftan sızan özleme kibrit çaksan kaç şehir alev alır kaç taht devrilir. Buna kafa yormadım hiç…


Öyle sıradandın ki utandırmaya kıyamadım…


Benim olmayanın ederi vardır, benim olanınsa değeri…


“İçinde güzel müzik çalan bir evim olsun istedim sadece,” dedi bir oyun kahramanı, “hepsi bu, başka bir şey istemedim…”


İntihar süsü verip yokluğuna, bir sabah vakti yenileceğim sana…


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir