Albert Camus Sözleri


Sayfa içeriği: Albert Camus Kısa sözler, Albert Camus Etkileyici Sözler, Albert Camus Uzun Sözler, Albert Camus Güzel Sözler, Albert Camus Yazılar, Albert Camus Sözler Tumblr, Albert Camus Sözler Facebook, Albert Camus sözleri anlamlı, Albert Camus Sözler Yeni, Albert Camus Özlü Sözler

Sozadresicom
Sozadresicom

Geceler sonsuz değildir.


Gençlik kolay mutluluklar için parlak bir çağdır.


Dünyada her kötülük, hemen her zaman cehaletten gelir.


Bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir.


İnsanın her gün yaptığı en iyi şey intihar etmemeye karar vermektir.


Ben dilimin sınırlarında nöbet beklerim.


Felsefe, utanmazlığın çağdaş biçimidir.


Geleceğe yönelik gerçek cömertlik, şu an mevcut olan her şeyden vazgeçmeyi içerir.


Yaşamak kendi başına bir değer yargısıdır. Nefes almak ise; yargılamaktır.


İnsanlar için en ideal düzen, onların mutlu olduğu düzendir.


Aşk, akıllı aptal demeden tüm insanlara bulaşan bir hastalıktır.


İnsan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır.


Gölgesiz güneş yoktur ve geceyi tanımak gerekir.


Haklı olma ihtiyacı, sıradan insanlara özgüdür.


Bilirsiniz ki; en zeki insanlar bile yanındakinden bir şişe fazla devirmekten şeref duyarlar.


Politika ve sanat dünyanın düzensizlikleri karşısında başkaldırmanın iki ayrı yüzüdür.


Zamanımdan ayrılamayacağımı anlayınca, onunla birleşmeye karar verdim.


Eğer bir ağa köleleri olmadan yapamıyorsa, ikisinden hangisi özgür bir insandır.


Bir yazarım. Ben değil kalemim düşünür, anımsar ya da kuşatır.


Gerçek umutsuzluk can çekişme, mezar ve uçurumdur.


Ölüm bir istatistik ve devlet işi oldu mu, dünya işleri artık iyi gitmiyor demektir.


Çağdaş siyasi toplum, insanları mutsuzluğa düşürme makinesidir.


Büyük olmanın yolu da, deha gibi çalışma ve alın terinden geçer.


Bazılarının, sadece normal olmak için ne büyük çaba sarf ettiğini kimse fark etmiyor.


Sanat bence en büyük sayıda insanı ortak acılar ve sevinçlerle coşturacak görüntüleri, biçimleri bulmaktır.


İnancın yere düşerse silahın da yere düşer.


Oldum olası içimde biri, tüm gücüyle hiçbir şey olmamaya çalışıyor.


Kelimeler torba gibidir, içine konan şeyin şeklini alır.


Bir insanı sevmek, onunla birlikte yaşlanmaya razı olmaktır.


Çekip gidene her şey mizah, kalıp bekleyene her şey şiirdir.


Başarı kolay elde edilir, zor olan başarıyı hak etmektir.


Kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim.


Doktor “Sana bütün bunları kim öğretti?” Yanıt anında geldi; acı çekmek.


Mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.


Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.


Derin duygular da büyük yapıtlar gibi; bilinçli olarak söylendiklerinde daha fazla anlam taşır her zaman.


Hiçbir şey, büyüklük kadar sade değildir; çünkü sade olmak, biraz da büyük olmaktır.


Ne Faust, ne Don Kişot birbirini yenmek için yaratılmamışlardır ve sanat dünyaya kötülük etmek için icat edilmemiştir.


Yirminci yüzyılımız korku çağıdır. Diyeceksiniz ki korku bir bilim değildir, ama bu korkuda bilimin payı var.


Basın özgürlüğü belki de özgürlük düşüncesinin giderek aşağılanmasından en çok acı çekmiş özgürlüktür.


Şerefini bir yana bırakan inkılap, bu duygunun egemen olduğu kaynaklarına ihanet etmiş olur.


Korkunç bir bırakılmışlık duygusu. Dünyanın bütün varlıklarını göğsüme sarsam bile, kendimi hiçbir şeyden koruyamazdım.


Dostlarım, şimdi ben size büyük bir şey söyleyeceğim. Sakın kıyametin kopmasını beklemeyin, o her gün kopmaktadır.


Huzur, suskunluk içinde sevmek olabilirdi. Ama bilinç ve insan var; konuşmak gerekiyor. Sevmek cehenneme dönüşüyor.


Ahlaka dair ne biliyorsam bunu futbola borçluyum. Çünkü top hiçbir zaman beklediğim köşeden gelmedi.


Polemik yüzünden çoğumuzun gözünü perdeler bürümüş, artık insanlar arasında değil bir gölgeler dünyasında yaşıyoruz.


İnsanın eninde sonunda alışamayacağı bir düşünce yoktur.


İnsan tümüyle suçlu değildir çünkü tarihi o başlatmadı, ama tümüyle suçsuz da değildir çünkü tarihi sürdürdü.


İnsan da, yaşam da saçmadır; boşunadır, rastgeledir, sağlam hiç bir şey yoktur; ama yine de yaşamak gerekir.


Benim uğraşım, kitaplarımı yazmak, insanlarım ve halkım tehdit edildiğinde savaşmaktır. Hepsi bu.


İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum. Sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek.


Ya zamanla birlikte yaşar ölürsün, ya daha yüce bir yaşam uğruna zamanın dışına çıkarsın.


Her özgürlüğün ucunda bir yargı vardır; işte bu yüzden özgürlüğün yükü çekilmez, çok ağırdır.


Bir adam karısına arabasının kapısını açıyorsa emin olabilirsiniz: ya arabası yenidir, ya da karısı.


İnsanların bütün mutsuzluğu, kendilerini kalenin sessizliğinden koparan, kurtuluş bekleyişi içinde surlara atan umuttan gelmektedir.


Hepimiz öleceğimize göre, ne zaman ve nasıl olduğunun önemsizliği meydandadır.


Günü gününe kadınlar, günü gününe erdem ya da erdemsizlik, günü gününe, köpekler gibi, ama her gün sağlamca yerinde duran kendim. Böylece yaşamın yüzeyinde ilerliyordum, sözcükler içinde, hiçbir zaman gerçek içinde değil. Tam okunmamış o kitaplar, tam sevilmemiş o dostlar, tam gezilmemiş o kentler, tam sarılmamış o kadınlar…


Tarih insanların, düşlerin en aydınlık olanlarını gerçekleştirmek için giriştikleri umutsuz bir çabadan başka bir şey değildir.


İnsan kendisi için gerçek ve mutlak olan mutluluğa yaşamı boyunca yalnız bir kez erişir ve geri kalan tüm yaşamını bu mutluluğa tekrar ulaşmaya adar.


Ben umutsuzluğu ve bu dertli dünyayı kabul etmeyerek, insanların birleşmesini ve kötü yazgılarına karşı savaşmalarını istiyordum.


Bir kalıp düşünceyi işlemek, bir incelik üzerinde durmaktan çok daha kolaydır. Benim için kalıp düşünceyi seçtiler: Ben de saçma oldum kaldım.


Yazarlık sanatı korunması güç olan şu iki ödeve bağlı kalacaktır; bile bile yalan söylememek ve insanın insanı ezmesine karşı koymak.


İnsanın parası varsa çalışmak zorunda kalmaz. Böylece zamanı satın alır. Bu kalan zamanda da kendini mutlu edebilecek şeyleri yapar. Yani para mutluluğu satın alır.


Resmi tarih oldum olası büyük katillerin tarihidir. Kabil, Habil’i bugün öldürmüş değil, ama bugün kabil, Habil’i akıl uğruna öldürüyor ve onur madalyası istiyor.


Ölüm korkusunu aşmadıkça insan için özgürlük yoktur. Ama intihar ile değil. Bu korkuyu aşmak için kendini bırakmamak gerekir. Hiç burukluk duymadan, korkmadan ölebilmeli.


Sözün gelişi ‘dostlarım’ diyorum, dostum yok artık, sadece suç ortaklarım var. Onların da sayısı pek çoğaldı, bütün insanlar suç ortağım benim. En başta da siz geliyorsunuz. Kim yanımdaysa birinci odur.


İnsanlar gösterdiğiniz nedenlere, içtenliğinize ve acılarınızın ağırlığına, ancak; siz öldüğünüzde inanırlar.


Önümden gitme seni izleyemeyebilirim, arkamdan da gelme yol gösteremeyebilirim; yanımda yürü ve yalnızca dostum kal.


Özgürlük gelecek umudu değildir. O, şu ‘an’dadır ve insanlarla ve şu andaki dünyayla uyumludur.


Ya tüm çırpınmalarını aşan daha yüksek bir anlamı vardır bu dünyanın, ya da bu çırpınmalardan başka hiçbir şey gerçek değildir.


Dünyanın insandan başka anlamı yoktur. Hayat anlayışımızı kurtarmak istiyorsak, insanı kurtarmamız gerekir.


İnsanlar ileri sürdüğünüz nedenlere, içtenliğinize, çektiğiniz acıların ağırlığına ancak siz öldükten sonra inanırlar. Yaşadığınız sürece durumunuz şüphelidir, çok çok sizden şüphe ederler, bu kadarına hak kazanabilirsiniz.


 

Sizinde Aklınızda Güzel Sözler Varsa Yoruma Yazıp Diğer Kullanıcılarımızla paylaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir